Frida Kahlo: Yaşasın hayat!

Frida kahlo stili

Frida Kahlo’nun sanatını anlayabilmek için hayat hikayesini bilmek lazım. Frida, hayatını sanata çeviren yeryüzündeki muhtemelen tek sanatçıdır. En çok kendini resmeden bu ressam “En iyi bildiğim konu kendimim” dermiş. Gençken geçirdiği kaza yüzünden birçok ameliyat olmuş ve hayatının büyük kısmını yatağa bağlı bir şekilde geçirmiş olan Frida ölene kadar acı çekmiştir.

Frida Kahlo iki Frida

Fiziksel acı yetmezmiş gibi deli gibi sevip evlendiği ünlü ressam Diego Rivera’nın kendisine ihanet etmesinin verdiği acılara da katlanmış ve bütün bu acıları çok görkemli bir uslup ile tablolarına dökmüş Frida. Her zaman hayatına mizah katmaya çalışan Frida şöyle derdi: ‘İki büyük kaza geçirdim. Tramvay ve Diego. En kötüsü Diego’ydu.’ Bu kadın bu dünyadan öyle bir geçmiş ki peşinde milyonlarca hayran bırakmış. Kimse bu muhteşem kadını, hayatını, sanatını ve tabii ki eşsiz giyim tarzını unutamıyor, unutmak istemiyor. Bu yazıda tarzı ile ilgili bulabildiğim bütün her şeyi yazacağım. Arayışlarımda, bugüne kadar en ayrıntılı ve eksiksiz yazılmış Frida Kahlo’nun biografisi olan Hayden Herrera’nın yazdığı “Frida” adlı kitaba başvurdum. Bu kitap benim için önemli bir bilgi kaynağı oldu ve Frida’nın tarzının nasıl oluştuğunu ve bu oluşumunun psikolojik tarafını anlamamı sağladı.

Tehuana Frida

Frida’nın ilk Oto-Portre’sinde, üstünde Rönesans tarzı lüks, kadife bir elbise var. İkinci portrede, “halktan” biri ve üzerine basa basa da Meksikalı olduğunu gösterir. Dantelli bluzu, Meksika çarşılarındaki dükkanlarda satılan ucuz kıyafetlere tipik bir örnektir; sömürge tarzı küpeler ve Columbian öncesi yeşim taşından boncuklardan oluşan takıları da, ressamın mestiza (hem Kızılderili hem de İspanyol kanı taşıyan kişi) kimliğini sembolize etmektedir.

Frida Kahlo giyim tarzı

Bir zamanlar, oğlan çocuğu gibi giyinirdim: Tıraş edilmiş saçlar, pantolon, bot ve deri ceket,” demişti Frida bir keresinde. “Ama Diego’yu görmeye gittiğimde, Teuhana kıyafeti giyerdim.

Açıkça görülüyor ki, Frida’yı, gelinlik olarak Kızılderili bir hizmetçiden ödünç aldığı kıyafetleri seçmeye iten şey, bohem hayatın verdiği rahatlık değildi. Tehuana kıyafetini giydiğinde yeni bir kimlik seçiyordu, bunu da manastıra kabul edilen bir rahibe çoşkusuyla yapıyordu. Küçük bir kızken bile giysiler Frida için bir çeşit dildi; evlendiği andan itibaren elbiseleri ile kendi imajı arasındaki ve kişisel tarzı ile resim yapma tarzı arasındaki karmaşık bağlar, sergilediği dramın görünmeyen parçalarını oluşturuyordu.

Frida Kahlo tehuana elbisesi
Frida Kahlo’nun elbisesi

Frida, Tehuantepec kıstaklarındaki kadınların giydiği kıyafeti, şüphesiz onlarla bütünleşen efsaneler yüzünden tercih ediyordu. Bu kadınlar gösterişli, güzel, duygulara hitap eden, zeki, cesur ve güçlü olmalarıyla ünlüdür. Halk hikayelerine göre Tehuantepecler, kadınların, çarşıları idare ettiği, parasal meselelerle uğraştığı ve erkeklere hakim olduğu anaerkil bir toplumdur. Kıyafetleri de çok hoştur: işlemeli bir bluz, genellikle mor ya da kırmızı kadifeden dikilen ve kenarlarında beyaz pamuklu bezden fırfırlar bulunan uzun bir etek. Aksesuarlar ise, genç kızın güçlükle kazanılmış çeyizini oluşturan uzun altın zincirlerden ya da altın paralardan yapılma kolyelerden, ayrıca özel durumlarda kullanılan İngiltere Kraliçesi I.Elizabeth dönemine ait kocaman kırmalı yakaları hatırlatan, kolalı dantel pilileri olan özenle işlenmiş bir başlıktan oluşur.

Frida Kahlo tehuana kıyafeti
Frida Kahlo’nun elbisesi

Frida bazen başka zamanlara ve yerlere ait kıyafetler giyerdi; farklı kıyafetlere ait öğeleri karıştırarak, özenle hazırlanmış bir takım haline getirirdi. O, Kızılderili sandaleti ya da Meksika Devrimi’nde erkekleriyle birlikte savaşan soldadera’ların (kadın askerlerin) da giydiği tipte deri botlar giyebilirdi; bazen, rebozo’sunu bir soldadera gibi dolardı etrafına. Başka zamanlar, çok özenerek yapılmış işlemeli ve püsküllü, ipek bir İspanyol şalı alırdı üzerine. Kenarları, Frida tarafından Meksika dilinin müstehcen sözleri ile işlenmiş kat kat iç eteklikler, onun yürüyüşüne özel zarafet ve hareket verirdi.

Frida’ya göre kıyafetlerindeki ayrıntılar, her gün, dünyaya kendini hangi imajla sunacağını belirleyen bir tür paletti. Onun giyinme ayinini izlemiş olan insanlar, harcadığı zamanı ve emeği, mükemmeliyetçiliğini ve dikkatini hatırlıyorlar.

Frida Kahlo tehuana stili

Sık sık, bir bluz giymeden önce, eline iğnesini ipliğini alır, bluzu tamir eder, orasına burasına danteller, kurdeleler eklermiş. Hangi etekle hangi kemerin iyi gideceği, Frida için son derece önemli bir meseleymiş. “Olmuş mu?” diye sorarmış. “İyi mi?” “Frida’nın giyim tarzı son derece estetikti” diye hatırlıyordu ressam Lucile Blanch. “Renkler ve şekiller yardımıyla bir resmin bütünlüğünü oluşturuyordu.”

Frida’ya göre, kıyafetlerindeki ayrıntılar, her gün, dünyaya kendini hangi imajla sunacağını belirleyen bir tür paletti. Onun giyinme ayinini izlemiş olan insanlar, harcadığı zamanı ve emeği, mükemmeliyetçiliğini ve dikkatini hatırlıyorlar.

Frida’ya göre, kıyafetlerindeki ayrıntılar, her gün, dünyaya kendini hangi imajla sunacağını belirleyen bir tür paletti. Onun giyinme ayinini izlemiş olan insanlar, harcadığı zamanı ve emeği, mükemmeliyetçiliğini ve dikkatini hatırlıyorlar.

Frida Kahlo saç ve giyim

Saçlarını şakaklarından tepesine doğru canını yakacak kadar sıkıca çekerek alır, sonra da parlak kurdelelerle bağlayıp, fyonklar, tokalar, taraklar ve taze begonya çiçekleriyle süslerdi. Bir arkadaşı, saçlarına tarak takarken, uçlarını derisine “şuh bir mazoşizm” ile bastırdığınu gözlemlemişti. Daha güçsüz olduğu sonraki yıllarda, saçını yapması için kız kardeşini, yeğenini ya da yakın arkadaşlarıını çağırırdı. “Saçımı tara,” derdi. “Saçımı toka ve taraklarla şekle sok.”

Mücevhere bayılırdı; daha evliliklerinin ilk günlerinden itibaren Rivera ona, bir Kızılderili prensesine armağanlar sunarcasına mücevherler vermişti.
Ucuz cam boncuklardan Columbian öncesi dönemin ağır yeşim kolyelerine, sömürge zamanlarna ait gösterişli sallantılı küpelerden 1939’da Picasso’nun kendisine verdiği el biçimindeki küpelere kadar her şeyi takardı.

Frida Kahlo Picasso el küpesi

Parmakları sürekli değişen, her türden ve ülkeden yüzüklerin olduğu bir yüzük sergisi gibiydi. İnsanlar bunları Frida’ya veriyordu ve o da içten cömertliğiyle, onları çoğunlukla başkalarına veriyordu. Elbette,  bir açıdan bakıldığında Frida bir Tehuana gibi giyinmeyi Meksikanizmi benimsemesiyle aynı nedenden dolayı seçmişti: Diego’yu memnun etmek. Rivera, Tehuana kıyafetini seviyordu; halkını çalışırken ve eğlenirken resmetmek için sık sık kıstaklara seyahat ediyordu; Frida’ya kur yaptığı sıradaki pek çok aşk macerasından birinin de Tehuana güzeliyle olduğu söylenir.
İspanyol-Kızılderili ve Portekiz-Yahudi soyundan gelen Rivera, Frida’yı otantik, bozulmamış ve “ilkel” olarak nitelendirip onu över, genlerindeki Kızılderili yönünü vurgulamayı severdi:”O, düşünceleri ve duyguları, burjuva toplumu kurallarının sahte sınırlamalarına hapsedilmeyen bir insan. Yaşadığı her şeyi derinden hissediyor; çünkü duygusal yapısı, doğuştan gelen yetenekleri yok eden aşırı hırs tarafından henüz köreltilmemiş. … Frida prosedürleri küçümser, bu yüzden de onda öyle bir esneklik vardır ki, ilkel bir varlık bu esneklik sayesinde, sürekli değişen çevresindeki zorlu hayatın deneyimleriyle tanışır.

Frida ve Diego Rivera
“Frida ve Diego Rivera” Frida Kahlo, 1931

Aslında, tabii ki Frida şehirli bir kızdı; burjuva toplumu içerisinde ve sonra da Meksika Kızılderililerinin “basit” yaşamıyla hiçbir alakası olmayan “üst-bohem”de yetişmişti. Belki de bu “basit” tarz, Frida’nın ve grubundaki Meksika kıyafetleri giyen diğer insanların sahip olduğu; köylüler ve Kızılderililer gibi köylü kıyafetleri giymenin ve toprağa daha bağlı olmanın sonucunda çok daha şehvetli, ayrıca şehirli çok bilmişlerden daha “gerçek” olduklarına dair yaygın düşünceyle alakalıydı. Kadınlar yerel giyisiler giyerek doğayla olan bağlarının önemini gösteriyorlardı. Bu kıyafet, onları burjuva değerlerinin sınırlamalarından kurtaran ilkel bir maskeydi. Tabii ki politik bir faktör de söz konusuydu. Kaçınılmaz olarak Rivera, Frida’nın kıyafetleriyle ilgili politik yorumlar üretti. “Klasik Meksika elbisesi,” diyordu, “halk tarafından, halk için yaratılmıştır. Bunu giymeyen Meksikalı kadınlar halka ait olmadıkları gibi, zihnen ve duygusal açıdan ait olmak istedikleri yabancı bir sınıfa bağlıdırlar, büyük Amerikan ve Fransız bürokrasileri gibi.”

Frida ve Diego, evlendikleri andan itibaren, birbirlerinin tiyatroya benzeyen yaşamlarının senaryosunda önemli roller oynamaya başladılar. Tehuana kıyafetleri giymek, Frida’nın kendini efsanevi bir kişilik, Diego için de mükemmel bir eş olarak yaratmasının bir parçasıydı. Narinliği, göz alıcılığı ve güzelliğiyle, devasa, çirkin kocası için gereken bir süstü o; Stetson şapkasındaki tavus tüyü gibi.

Frida Kahlo ve Diego Rivera

Ama Diego için, masum Kızılderili kız rolünü memnuniyetle oynarken yarattığı eser çok inandırıcıydı. Kişiliğini, sadece Diego’nun idealine uymak için değiştirmemişti. Daha çok, zaten var olan ve Diego’nun hayran olduğu kişiliğini öne çıkarmak için, kendine özgü bir tarz yaratmıştı. Sonuçta ortaya, öylesine aşırı gösterişli bir kadın çıkmıştı ki, pek çok insan tavus tüyünün şapkadan daha ilgi çekici (ya da daha alımlı) olduğunu düşünüyordu. Frida’nın Tehuana kıyafeti, oynadığı roldeki kişiliğin temel parçası haline geldi; öyle ki Frida bu kıyafeti pek çok kez sahibinden bağımsız olarak çizdi. Aslında kıyafet, kendisi için bir dublör vazifesi görüyordu; altında gizlenen insana asla benzemeyen, ama çıkartıldığında bile giyenin varlığına ait öğeler barındıracak kadar gerekli olan ikinci bir deri. Bir çocuğun, annesinin çıkarıp sandalyenin üzerine bıraktığı kıyafetlerinde onun varlığını hissetmesi örneğindeki gibi, kıyafetlerle ilgili bu durumlar, ilkel ve animizmle bağlantılı bir yaklaşımdır.

Frida Kahlo ekose gömlek


Açıkça görülmektedir ki, Frida giysilerin, sahiplerinin yerine geçmelerini sağlayan sihirli gücün farkındaydı; günlüğünde, Tehuana kıyafetinin “bir insanın, olmayan portresini”, kendi olmayan varlığını oluşturduğunu yazmıştı. Frida’nın her zaman toplumsal bir iletişim şekli olan kıyafetleri, yıllar geçtikçe yalnızlığına karşı ilaç gibi geldi; hayatının sonuna geldiğinde ve çok hasta olduğu için sadece birkaç ziyaretçi kabul ettiğinde bile, her gün sanki bir şenlik için hazırlanıyormuş gibi giyinirdi. Kendini resmettiği resimler nasıl onun varlığını kanıtlıyorsa, kıyafetler de bu zayıf ve çoğunlukla yatalak olan kadının var olduğunu ve daha çekici göründüğünü hissetmesini sağlardı. Bu kıyafetler, aykırı bir şekilde hem bir maske hem de çerçeveydiler. Giyenin kimliğini görünüş açısından tanımladıkları için, onu ve ona bakanları içindeki acıdan uzaklaştırıyorlardı.

Frida Kahlo saç ve takıları

Frida, sadece “cilveli” olmak için böyle giyindiğini söylüyordu; yara izlerini ve topal ayağını saklamak istiyordu. Bu özenli ambalaj, vücudunun eksikliklerini, Frida’nın parçalanmışlık, tükenmişlik ve fanilik hissini telafi etmek için yapılan bir girişimdi. Kurdeleler, çiçekler, takılar ve kuşaklar, sağlığı kötüye gittikçe çok daha renkli ve incelikli hale geldi. Frida bir anlamda, fırfırlar ve büzgülerle süslenmiş, şekerler ve sürprizlerle doldurulmuş ama kaderinde ezilmek olan bir Meksika pinatası gibiydi. Tıpkı, gözleri bağlanmış çocukların bir süpürge sopasını pinataya doğru sallamaları gibi, hayat da Frida’ya darbe üstüne darbe indirmişti. Pinata dans edip sallanırken, parçalanmak üzere olduğunu bilmek, göz alıcı güzelliğini daha da etkiliyici kılıyordu. Aynı şekilde, Frida’nın kullandığı süsler de çok dokunaklıdır: duyduğu yaşam sevgisinin ve acıyla ölümün bilincinde oluşunun, daha da önemlisi onlara meydan okuyuşunun bir işaretidir.

Amerika

Frida giyim tarzını belirledikten sonra bu tarzdan asla vazgeçmedi. Yer ve çevre ne olursa olsun o hep görkemli bir Tehuana kadını olmaya devam etti. Amerika seyahatinde onu gören ünlü fotoğrafçı Weston günlüğüne şöyle yazdı:

Frida ve Diego hikayesi

“Diego’nun fotoğrafını çektim yeniden, yeni karısı Frida’nın da: Lupe’yle (Lupe Marin – Diego’nun eski eşi) taban taban zıt, ufacık; Dİego’nun yanında duran bir oyuncak bebek, ama sadece boyut açısından; çünkü aslında güçlü ve oldukça da güzel, babasının Alman kanını çok az gösteriyor. Huarachelere giderken bile yerel kıyafetler giyerek, San Francisco sokaklarında büyük bir heyecana neden oluyor. İnsanlar yolda durup merakla ona bakıyorlar.”



Diego’nun New York’ta düzenlediği sergide ise Frida’yı şöyle hatırlıyorlar:

Frida Kahlo ve Diego Rivera Amerika

“Zeytin gibi siyaha yakın teni ve onu dikkat çekecek kadar egzotik gösteren parlak Tehuana şıklığıyla Frida Kahlo, siyah kravatlar ve yerlere kadar uzanan soluk gece elbiseleriyle süslenip geveze kocasının koruyucu varlığının yanında sessizce duruyordu.”
Frida, Amerikayı sevemedi. New York’u ne kadar hoş bulmuş olsa da oradayken hep Meksika’yı özlediğini söylemiştir. Arkadaşına yazdığı mektupların birinde de şöyle yazmıştı:

Frida Kahlo New Yorkta
Frida New York’ta

“New York çok hoş ve burada kendimi Detroit’ten daha iyi hissediyorum ama yine Meksika’yı çok özlüyorum… Bu arada bazı grinda kadınlar beni taklit edip a la Mexicana giyinmeye çalışıyorlar, ama zavallı ruhlar sadece birer lahana gibi ve gerçeği söylemek gerekirse inanılmaz çirkin görünüyorlar. Bu demek değil ki ben o kıyafetlerin içinde iyi duruyorum, ama yine de idare ediyorum (gülücük).”

Frida’nın eserlerinde elbisenin rolü

Frida, Tehuana elbisesini o kadar benimsemişti ki onu sanatında da kullanmaya başladı. Elbise artık Frida’nın duygularını ifade eden güçlü bir aletti. Frida’nın New York’tan ayrılıp yuvasına dönme arzusu Elbisem Orada Asılı adlı resminde görülmektedir. Mahnattan’ı, hem kapitalizmin başkenti, hem de Bunalım yıllarında bir yoksulluk ve protesto merkezi olarak tasvir eden karmakarışık bir imgelemin tam ortasında, Frida’nın Tehuana kıyafeti asılı durmaktadır.

Elbisem Orada Asılı Frida Kahlo
“Elbisem Orada Asılı”, Frida Kahlo 1933

Düzgünce sıralanmış, sonu gelmeyen boş camlarıyla soğuk, isimsiz gökdelenlerin çevrelediği, uçuk mavi bir kurdeleyle takılı uçuk mavi bir askıdan sarkan işlemeli bordo bluz ve pembe kurdeleli, beyaz fırfırlı, bezelye yeşili etek egzotik, mahrem ve kadınsı görünmektedir. Frida, kendini elbisenin içine koymayarak, elbisesinin Manhattan’da asılı olabileceğini ama kendisinin başka bir yerde olduğunu söylemektedir; o “Gringolar Diyarı”nın hiçbir şeyini istememektedir. Bu resimdeki içi boş giyisi henüz keder sembolü olmasa da, sonraki çalışmalarında olacaktır. Örneğin “Anı” adlı resminde bunu açıkça görebiliyoruz.

Anı Frida Kahlo
“Anı”, Frida Kahlo 1937

Frida ve Vogue

Frida’nın yeteneği tartışılmazdı; bütün sanat dünyası onu konuşuyordu. Frida önce Amerika’da sonra ise Fransa’da iki sergi düzenlemiştir. İkisinde de çok ilgi görmüş çünkü daha önce kimsenin resmetmediği şeyleri resmetmiştir. Frida Kahlo hem zamanının nadir kadın ressamlarından biriydi hem eşi benzeri olmayan bir tarza sahipti. Herkesin gözü ondaydı; onun stili, onun sanatı, onun egzotik görünüşü.

Vogue Amerika Frida Kahlo
Vogue USA, Toni Frissel

1937 yılında Toni Frissel Vogue dergisi için Frida’nın fotoğraflarını çekti. İki yıl sonra ise Frida’nın sevgilisi Nickolas Muray’in çektiği fotoğraf Vogue Paris’in kapağı oldu. Sanırım Frida’nın en muhteşem fotoğrafları Muray’in çektikleridir. Ancak aşık bir insan böyle fotoğraflar çekebilir, Murey ise o sırada Firda’ya deli gibi aşıktı.

Vogue Paris Frida Kahlo
Vogue Paris, Nickolas Muray

Sanırım Muray’in başka Frida fotoğraflarını da paylaşmalıyım. Çünkü gerçekten çok güzeller.

Nickolas Murey Frida Kahlo

Frida’nın dolabından çıkanlar

Frida’nın ölümünün ardından yaşadığı “Mavi ev”, Diego Rivera’nın rızasıyla müzeye çevirildi. Fakat Diego eşinin özel eşyalar ve kıyafetlerine kimsenin bakmasına izin vermedi. Frida’nın banyosu ve gardırop odası neredeyse elli yıl kilitli kalmıştır. Ancak 2004 yılında müze çalışanları kilitleri açtı ve dünya Frida’nın özel eşyalarına nihayet bakabildi. En ilginç olanlarına bakalım:

Frida Kahlo aksesuarlar
Taşınabilir küllük, güneş gözlüğü ve “Revlon” oje
Frida Kahlo makyaj malzemeleri
Makyaj malzemeleri: “Revlon” ruj ve allık
Frida Kahlo ayakkabı

Küçük yaşta çocuk felci geçirdiği için Frida’nın bir bacağı diğerinden kısaydı. Bu yüzden Frida ortopedik ayakkabı giyerdi. Ama gördüğünüz gibi sıradan ayakkabı değil; Frida acısını ve fiziksel kusurlarını süsler, hayatını elinden geldiğince renki yaşamaya çalışırdı.
Aşağıdaki fotoğrafta görebildiğiniz Frida’nın yapma bacağı ile ilgili bazı bilgiler buldum.

Frida Kahlo yapma bacak

1953 yılında sağ ayak parmaklarında hızla gelişen kangren yüzünden doktorlar Frida’nın bacağını kesmeye karar verdi. Bacağını kaybettikten sonra
Frida, ilk başta yapma bacağın takılmasını reddetti. Doktoru durumu şöyle hatırlıyor:“Özel bir çizme yaptırmak istedi çünkü yapma bacağını sevmemişti. Ona, ‘Bunu kimse fark etmeyecek çünkü sen hep uzun etekler giyiyorsun’ dedim. O da bana kaba bir dille, ‘Seni o… çocuğu, işin olmayan şeye burnunu sokma! Bacağımı kestin ve artık ne yapılacağını ben söyleyeceğim’ dedi.”

Ve sonra bacağı gizlemek için küçük çanlarla ve Çin yaldızlarıyla süslü kırmızı deriden yapılma lüks çizmeler yaptırdı. Dediğine göre bu çizmelerle “sevincini dans ettirecekti“. Ve yeni kazanmış olduğu hareket etme özgürlüğünü göstermek için arkadaşlarının önünde dönüp duruyordu.

Frida Kahlo küpeler

Bir hayalim var: bir gün Meksika’ya seyyahat edip Frida’nın Mavi evine gitmek, orada saatlerce oturmak, bütün bu eşyaları bizzat görmek ve hepsinin fotoğrafını çekmek ve tabii ki sizinle paylaşmak.

Sinemada Frida

“Frida” adlı filmi hala izlemediyseniz her şeyi bırakın ve izleyin. Filmde Frida’yı canlandıran Salma Hayek göz alıcı güzelliği ve muhteşem oyunculuğu ile sizi Frida’nın dünyasına götürecek. Filmin renkleri ve müzikleri, Frida’nın güzel kıyafetleri, evi, bahçesi ve tabi ki resmettiği tablolar size ‘bir buçuk saat nasıl geçti anlamadım’ dedirtecek. Bu filmin uyarlandığı kitap, size yazımın başında bahsettiğim Hayden Herrera’nın kitabıdir. Bu film iki Oscar aldı: en iyi müzik ve en iyi makyaj kategorisinde.

Film Frida Salma Hayek

Az önce farkettim ki yazım çok uzun olmuş ama hala anlatacaklarım var. Böyle bir kadını, böyle bir kişiliği tek bir yazıya nasıl sığdıracaksın? Mümkün değil… Frida bitmeyen bir macera, onu öğrendikçe öğrenmek istiyorsun. Umarım Frida ile ilgili daha çok şey öğrenirim, okurum, görürüm, duyarım. Yazımı Frida’nın son eserine ölmeden sekiz gün önce eklediği sloganla bitireyim: ‘Viva la vida’ yani ‘Yaşasın hayat’. Çünkü Frida’nın bize her şeyi ile öğretmeye çalıştığı budur.

Frida Kahlo ve maymun


Bu yazıyı hazırlarken kullandığım kitap: “Frida” Hayden Herrera, Bilgi Yayınevi 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.